
AKÇAKOCA’NIN
TARİHÇESİ
Karadeniz’in
batı kıyısında yer alan Akçakoca, köklü geçmişi ile tarih boyunca farklı
medeniyetlere ev sahipliği yapmış önemli bir yerleşim merkezidir. İlçenin
tarihi, antik çağlara kadar uzanmakta olup, çeşitli dönemlerde farklı isimlerle
anılmıştır.
Antik
kaynaklarda Akçakoca ve çevresinin Dia, Dias, Diospolis (Διόσπολις) ve
Diapolis adlarıyla geçtiği bilinmektedir. Bu isimlerden özellikle Diospolis,
“Zeus’un kenti” anlamına gelmekte olup, bölgenin antik dönemde dini ve kültürel
bir öneme sahip olabileceğini göstermektedir. Ancak bu isimlendirme, doğrudan
bir mitolojik olaydan ziyade dönemin inanç ve kültürel yapısının bir yansıması
olarak değerlendirilmektedir.
Antik
dönemde Akçakoca’nın bulunduğu alan, Bitinya Bölgesi sınırları içerisinde yer
almakta ve iç kesimlerdeki önemli yerleşimlerden biri olan Prusias ad Hypium’un
(Konuralp) Karadeniz’e açılan limanı konumunda bulunmaktaydı. Bu özelliği
sayesinde bölge, ticaret ve deniz ulaşımı açısından stratejik bir rol
üstlenmiştir.
Roma
ve Bizans dönemlerinde de yerleşim sürekliliğini koruyan Akçakoca, özellikle
kıyı ticareti ve askeri lojistik açısından önemini sürdürmüştür. Yapılan
arkeolojik çalışmalar, bölgede Roma dönemine ait yapı kalıntıları ve çeşitli
buluntuların varlığını ortaya koymaktadır.
Orta
Çağ’da Karadeniz ticaretinin gelişmesiyle birlikte bölge, Cenevizliler
tarafından da kullanılmış ve savunma amaçlı yapılar inşa edilmiştir. Günümüzde
de varlığını sürdüren ve ilçenin simgelerinden biri olan Ceneviz Kalesi,
bu dönemin en önemli miraslarından biridir.
Türklerin
Anadolu’ya yerleşmesiyle birlikte bölge Osmanlı hâkimiyetine girmiş ve Akçaşehir
/ Akçaşar adlarıyla anılmaya başlanmıştır. Osmanlı döneminde özellikle
deniz ticareti, gemi yapımı ve kereste temini açısından önemli bir merkez
hâline gelmiş; Karadeniz üzerinden yürütülen ticari faaliyetlerde aktif rol
oynamıştır.
Cumhuriyet
döneminde ise 7 Eylül 1934 tarihinde, Osmanlı Devleti’nin kuruluş sürecinde
önemli hizmetlerde bulunan Akçakoca Bey’in anısına ilçenin adı Akçakoca
olarak değiştirilmiştir.
Günümüzde
Akçakoca; turizm, fındık üretimi, denizcilik ve gelişmekte olan ekonomik
yapısıyla Batı Karadeniz’in önemli merkezlerinden biri olma özelliğini
sürdürmektedir. Doğal güzellikleri, tarihi mirası ve kültürel zenginliği ile
geçmişten günümüze uzanan güçlü bir kimliğe sahiptir.
1.
Antik Dönem ve İlk Yerleşimler
Karadeniz’in
Batı kıyısında yer alan Akçakoca, tarih boyunca stratejik konumu nedeniyle
farklı medeniyetlerin etki alanında kalmış önemli bir kıyı yerleşimidir. Antik
kaynaklarda bölgenin Dia, Dias, Diospolis (Διόσπολις) ve Diapolis
adlarıyla anıldığı görülmektedir.¹
Bu
adlandırmalardan özellikle Diospolis, Yunanca’da “Zeus’un kenti”
anlamına gelmekte olup, bölgenin antik dönemde dini-kültürel bir kimlik
taşıdığına işaret etmektedir. Ancak bu isimlendirme, doğrudan Zeus’un burada
doğduğuna dair bir inancı değil; dönemin yaygın tanrısal adlandırma geleneğini
yansıtmaktadır.²
Akçakoca’nın
bulunduğu alan, antik çağda Bitinya (Bithynia) bölgesi içerisinde yer
almakta ve iç kesimlerde bulunan önemli bir şehir olan Prusias ad Hypium’un
Karadeniz’e açılan limanı işlevini görmektedir. Bu durum, bölgenin ticari ve
askeri açıdan önemini artırmıştır.
2.
Roma ve Bizans Dönemi
Roma
İmparatorluğu döneminde Akçakoca ve çevresi, kıyı ticareti ve ulaşım ağları
içerisinde aktif rol oynamıştır. Bölgede yapılan arkeolojik araştırmalar, Roma
dönemine ait yapı kalıntıları, seramik ve cam buluntuların varlığını ortaya
koymaktadır.⁴
Bizans
döneminde ise yerleşim sürekliliğini korumuş; özellikle Karadeniz kıyı
hattındaki savunma ve ticaret sisteminin bir parçası olmuştur. Bölgenin,
Bithynia ve Honorias eyaletleri arasındaki geçiş hattında yer alması, stratejik
önemini sürdürmesini sağlamıştır.⁵
3.
Orta Çağ ve Ceneviz Dönemi
Orta
Çağ’da Karadeniz ticaretinin gelişmesiyle birlikte bölge, İtalyan denizci
cumhuriyetlerinden olan Ceneviz Cumhuriyeti tarafından kullanılmıştır. Bu
dönemde kıyı güvenliğini sağlamak amacıyla inşa edilen Ceneviz Kalesi, günümüze
ulaşan en önemli tarihi yapılardan biridir.
Ceneviz
Kalesi ve çevresi, yalnızca savunma yapısı değil; aynı zamanda Karadeniz
ticaret ağının önemli bir durağı olarak değerlendirilmekte olup, “Ceneviz
Ticaret Yolu” kapsamında kültürel miras değeri taşımaktadır.⁶
4.
Osmanlı Dönemi
Türklerin
Anadolu’ya yerleşmesiyle birlikte bölge Osmanlı hâkimiyetine girmiş ve Akçaşehir
/ Akçaşar adlarıyla anılmaya başlanmıştır. Osmanlı döneminde Akçakoca,
özellikle:
alanlarında
önemli bir merkez hâline gelmiştir.⁷
Karadeniz
üzerinden yürütülen ticaret faaliyetleri kapsamında bölge, İstanbul başta olmak
üzere büyük yerleşim merkezlerinin ihtiyaçlarını karşılayan önemli bir liman
işlevi görmüştür.
5.
Cumhuriyet Dönemi ve Günümüz
Cumhuriyet
döneminde, 7 Eylül 1934 tarihinde ilçenin adı, Osmanlı’nın kuruluş sürecinde
önemli rol oynayan Akçakoca Bey’in anısına Akçakoca olarak
değiştirilmiştir.⁸
Günümüzde
Akçakoca;
ile
Batı Karadeniz’in önemli merkezlerinden biri olma özelliğini sürdürmektedir.
6.
Halk Anlatıları ve “Altın Beşik” Rivayeti
Akçakoca’nın
kültürel mirası yalnızca yazılı tarih ile sınırlı olmayıp, sözlü gelenek
içerisinde aktarılan çeşitli rivayetleri de içermektedir. Bunlardan biri,
Ceneviz Kalesi ile ilişkilendirilen “Altın Beşik” efsanesidir.
İlçemiz
’de
Turizm
Akçakoca,
ülkemizde turizm hareketlerinin ilk başladığı yerlerden biridir. Özellikle
büyük şehir merkezlerine olan yakınlığı ile 1949 yılından itibaren Akçakoca’da
turizme yönelik çalışmalar başlamıştır. 1985 yılından itibaren bölgede beş
yıldızlı otellerin, pansiyonların, restoranların açılması, Karadeniz’in tek
mavi bayraklı plajı ödülünü alması, ulaşımın gelişmesi, fındığın eski
cazibesini kaybetmesi ile insanların turizme yönelmesi, bölgeyi tanıtacak
festivallerin yapılması ile birlikte turizm de ve bölgeye gelen turist
sayısında büyük miktarlarda artış görülmektedir. Bölgeye gelen turistin daha
çok yurt içinden gelen turistler olduğu görülmektedir. Şuan Akçakoca’da
bakanlıkça belgeli 425 yatak kapasiteli 3 otel mahalli idareden belgeli 200
yatak kapasiteli 5 otel, 168 yatak kapasiteli 5 pansiyon ve 7 kamping alanı
bulunmaktadır. Bunun dışında birçok kişi evini bölgeye gelen insanlara yazlık
olarak kiralamaktadır.
1950’li
yıllarda deniz ve karavan turizmi ile ülkemizde ilk turizm hareketinin
başladığı Düzce’nin denize kıyısı Akçakoca; denizi, kumu, balıkçı barınağı,
mevsimin özelliğine göre balık çeşitleri, gün batımı, sivil ve dini mimarisi,
dağ çileği, kestane balı, fındığı, Mavi bayraklı plajları, yemyeşil bitki
dokusu, piknik ve mesire alanları, tarihi anıt ağaçları, Ceneviz Kalesi,
mağarası, şelaleleri ve yöresel ağız tatları ile yerli ve yabancı turistler
için dikkat çekicidir.
Akçakoca,
Karadeniz Bölgesinin batı ucunda, Orta Anadolu’nun denize açılan en yakın
penceresi konumunda olup, İstanbul ve Ankara gibi iki Metropolün arasında yeşil
ve mavinin kaynaştığı şirin bir tatil beldesidir. Düzce iline 37 km mesafede
bulunan bölge, aynı zamanda Düzce İlinin en büyük ilçesidir.
Akçakoca
35 km’yi bulan sahili boyunca dünyada ender rastlanan siyah inci taneli
kumsalları, mavi bayraklı plajları (Ceneviz Kalesi Plajı, Çuhallı Plajı,
Akevler Plajı), Soyat yalıyarları ve yemyeşil doğası ile bölgenin parlayan
yıldızıdır.
Tarım
1930’lu
yıllara kadar Akçakoca’da en temel geçim kaynakları başta denizcilik
(balıkçılık, tekne yapımı, deniz ticareti) olmak üzere odunculuk, kerestecilik
ve kendine yetecek düzeyde tahıl ve mısır üretimiydi. Akçakoca nüfusunun ve
yerleşme merkezlerinin yakın dönem içerisinde yoğunlaşması ile beraber
kullanılan toprak nispeti artmıştır. Morfolojik yapı ve iklim şartları
Akçakoca’da ziraat topraklarının nispetinin %50 civarına çıkabileceğini
göstermektedir. Geniş alana ihtiyaç duyan ve seyrek bir nüfusun yerleşmesine
neden olan tahıl ziraatı fındık ile birlikte ikinci plana düşmüştür. Böylece
daha yoğun bir nüfusun toplanmasına imkan kılmıştır. Akçakoca’da topraktan en
iyi fayda fındıklık arazilerden sağlanmaktadır. Mısır ve buğday ziraatı,
yağışın bol ve eğimin fazla olmasından dolayı erezyonun şiddetini artırmıştır.
Akçakoca ve çevresinde en önemli ekonomik uğraş tarımdır. Ziraatın ekonomik
uğraşların temelini oluşturmasında iklim ve toprak şartları ile kaynaklar
başlıca sebepler arasında gösterilebilir. Akçakoca köyleri yaklaşık 35-40 yıl
öncesine kadar kendilerine ancak yetebilen, tahıl ziraatının büyük önem arz
ettiği kapalı bir ekonomiye sahiptiler. 1967 yılında Akçakoca topraklarının
%38’i tarım, %50’si orman ve geriye kalan %12’lik arazide çayır ve mera
durumundadır. Ancak günümüze gelindiğinde durum biraz daha değişerek Akçakoca
topraklarının %24. 50’si tarım alanı, %33.33’ü ormanlık ve fundalık, % 1’i
mera, % 20.94’lük bir kısım ise tarım dışı arazi görünümündedir. Günümüzde
Akçakoca’da çiftçi kayıt sistemine kayıtlı 5350 çiftçi bulunmaktadır. Ancak
günümüzde Akçakoca’da tarım denilince akla ilk gelen fındıktır.
Akçakoca’
da Fındık
Türkiye’nin
tarımda olduğu kadar genel ekonomisi ve sosyal yaşantısında da büyük bir öneme
sahip tarımsal üründür. Büyük oranda aile işletmesi şeklinde çalışılmaktadır.
Yaklaşık iki milyon kişi fındık yetiştiriciliği ile doğrudan, taşıma, depolama,
kırma, işleme, ambalajlama ve satış zincirinde çalışanlar ile bu çalışanlara
bağımlı Esnaf ve Sanatkarlar kesimi dolaylı olarak göz önüne alındığında bu
sayı 4-5 milyonu insanı bulmaktadır. Fındığın anavatanı Anadolu’dur. Fındığın
en uygun yetiştirme koşulları Karadeniz sahilleridir. Ordu, Trabzon, Sakarya,
Samsun ve Düzce illeri başta olmak üzere birçok sahil kesiminde önemli derecede
fındık yetiştiriciliği yapılmaktadır.
Batı
Karadeniz Bölümü’nde bulunan fındık fidanlarının %70’i Akçakoca’da
bulunmaktadır. Akçakoca bu bölgenin fındık üretim merkezi durumundadır.
Fındığın bu bölümde başlamasına da Akçakoca öncülük eder bir durumdadır.
Akçakoca
ve çevresinde günümüzde yetiştirilen fındık türleri;
Yağlı
Fındık, Kara Fındık, Sarı Fındık, Yomra Fındık, Deli Sava ve Sivri Fındık tır.
Bunlardan
özellikle sarı fındık daha çok dikilir. Doğu Karadeniz’de yetiştirilen fındık
ile Akçakoca bölgesinde yetiştirilen fındık arasında terkip ve şekil bakımından
farklılık yoktur lakin iklim koşulları farklılığı dolayısı ile aroma bakımından
daha zengin, tadı daha güzel ve lezizdir. “Akçakoca Sarı Fındığı” coğrafi
işaret almış Akçakoca’ ya özgü olarak tescillenmiştir.
Coğrafi Yapı
İstanbul’
a 235 km, Ankara’ ya 270 km uzaklıkta bulunan ilçemiz 462
km2 coğrafi alana sahip olup, bu alanın 200.000 dekarlık kısmını
fındıklık, 100.000 dekarlık kısmını tarım ürünleri, 180.000 dekarlık kısmını da
orman ve açık alan oluşturmaktadır. 30 km2 lik sahil şeridi ve uzanan kumluk ve
doğal plajlara sahiptir.
Akçakoca,
Batı Karadeniz coğrafi bölümünün en batısında ve Düzce ilinin deniz kenarındaki
tek ilçesidir. Akçakoca, Karadeniz Bölgesi’nin Batı Karadeniz Bölümü’nün en
batısında yar almaktadır ve doğudan Zonguldak’ın Alaplı ilçesi, batıdan
Sakarya’nın Kocaali ilçesi, güneyden Düzce’nin Yığılca ve Cumayeri ilçeleri,
kuzeyden ise Karadeniz ile çevrilidir. 41.05 derece kuzey paraleli ile 31.07
doğu boylamı üzerinde yer alan Akçakoca, TEM Otoyolu üzerinde Ankara’ya
270, İstanbul’a ise 243 km mesafede olup, iki metropolün ortasındaki en
önemli turizm merkezi konumundadır.
Akçakoca, Düzce’nin
merkezine ise 37 km mesafededir. İlçemiz, Batı Karadeniz sahil kuşağında
yer almaktadır. 30 km’lik bir sahil şeridine sahip olan Akçakoca,
kilometrelerce uzanan kumluk ve doğal plajlarla süslüdür. İlçe merkezi
ise, Sapak adı verilen Düzce-Ereğli asfaltının Akçakoca’ya saptığı yerden
Ceneviz Kalesi’nin bulunduğu en batıdaki uca kadar 7 km’yi bulan uzun bir çarşı
gibidir. İlçenin toplam yüz ölçümü 463 km2 olup, toplam arazinin yaklaşık
%40’ı ormanlık alanlardan ve fındıklıklardan meydana gelmektedir. Ormanlarda
%40’ı aşkın oranla kayın ağaçları bulunurken, gürgen, kestane, meşe, kavak,
ıhlamur ve çınar ağaçlarına da rastlanmaktadır.
İlçemizin
en yüksek bölgeleri, 1168 metrelik yüksekliğiyle
Kaplandede, 1150 metrelik yüksekliğiyle Tonton Tepesi, 1066
metrelik yüksekliğiyle Kurugöl Sapağı, 960 metrelik yüksekliğiyle
Yörük Yatağı ve 905 metrelik yüksekliğiyle Orhan Dağları’dır. Bu
bölgeler, derelerin açtığı derin vadilerle bölünmektedir. Yüksek eğime sahip ve
kısa mesafeli derelerin ülke çapında en ünlü olanı ise İstanbul’un su
ihtiyacını karşılamak için borularla suyu taşınmakta olan Melen Çayı‘dır.
Melen Çayı’nın yanı sıra 13 farklı akarsu da Akçakoca sınırları içerisinde yer
almakta olup, söz konusu akarsuların bazılarının yaz aylarında kuruduğu
görülmektedir.
Akçakoca’da
bulunan derelerin vadi tabanları alüvyon, yamaçların büyük bölümü silis
formasyonu olup, tepelerin üst kısımlarında ise üç farklı jeolojik döneme ait
kumlu, çakıllı tabakalar bulunur. Dağlar, deniz kıyısına paralel uzanır,
kıyılar girintili çıkıntılı değildir. En sığ kıyılar, Melenağzı, Edilli,
Töngelli, Çayağzı ve Akkaya’da bulunur. Kıyılarda yüksek ve dik falezler
görülür. Sahildeki kayalar su tarafından aşındırılarak yalıyarlar meydana
gelmiştir. Çevre şist ve kristalin şistlerle kapılıdır. Doğu ve güney,
paleozoik devre ve tersiyer arazilerden ibarettir. Kalker ve kayaların erime ve
aşınmasıyla irili ufaklı mağaralar meydana gelmiştir.
Akçakoca’nın
zemini ağırlıklı olarak kalkerli kayalardan meydana gelir ve depreme karşı
dayanıklıdır. Akçakoca ve çevresi, birinci derece deprem bölgesi dışında
kalmaktadır. Marmara ve Batı Karadeniz Bölgesi’nde sık sık depremlere maruz
kalan bir bölgede yer almasına rağmen şu ana dek bilinen ciddi bir deprem
çöküntüsüne rastlanmamıştır. 12 Kasım 1999 Düzce Depremi’ni, diğer ilçelerimize
oranla daha hafif hasarlarla atlatan Akçakoca’nın bu dayanıklılığı, direkt
olarak güçlü jeolojik yapısıyla bağdaşmaktadır.
Ekonomik
Yapısı
Ankara’ya
270, İstanbul’a 243, Düzce Merkez’e ise 37 km uzaklıkta bulunmaktadır.
Kuzeydeki kıyı komşusu Karadeniz Ereğli Zonguldak’a bağlı ve 39 km
uzaklıktadır. 462 km2’lik yüzölçümü bulunan ilçenin 8 mahallesi ve 43 köyü
bulunmaktadır. Toplam arazinin % 40’ına yakını ormanlık veya açık alandır.
Sahil şeridi 30 km’lik uzunluğa sahiptir. Arazisinin büyük bir kısmı
fındıklıklarla kaplıdır.
Tarihi
MÖ 1200 yıllarına dayanan Akçakoca, Düzce’nin Karadeniz’e kıyısı olan, deniz
turizmi yapılan tek ilçesidir. Köyleri ile birlikte 38.846 olan nüfus, yaz
aylarında 100 bin düzeylerine çıkmaktadır. Kaynaklar, Türkiye’de turizmin
başladığı yer olarak Akçakoca’yı göstermektedir. Bu açıdan, kısa süreli yaz
mevsimi olmasına rağmen, doğa ve denizin buluştuğu bu bölgede, doğa turizmine
yönelik yatırımlar önemli fırsatlar barındırmaktadır.
Akçakoca,
Karadeniz Ereğlisi’ne komşu olması, hammadde sevkiyatının ucuz, kolay olması ve
de denize kıyısı olması gibi etkenlerle, demir – çelik, boru mamullerine
ilişkin sanayinin yoğunluklu faaliyet gösterdiği bir ilçedir.
Ayrıca,
fındık ve broiler tavuk üreticiliği ilçenin en önemli ekonomik faaliyetlerini
oluşturmaktadır.
Akçakoca
kıyılarına yakın bölgelerde TPAO 4 adet doğalgaz platformu ile günde 600.000
metreküpe yakın doğalgaz üretilmektedir.
Ekonomik
yapısının % 75’i fındıkçılığa dayanmaktadır. Türkiye’nin en kaliteli fındığı
Akçakoca’da üretilmektedir. Nüfusa oranla Karadeniz bölgesinde en fazla
fındıkta Akçakoca’da üretilmektedir. Önceleri fındığın getirisi ailelere
yeterli iken zamanla ailelerin bölünmesi fındık bahçelerinin parçalanması ile
fındıktan elde edilen gelir yetersiz olmaya başlamıştır.
Yine
Akçakoca’da ekonomik girdi olarak besi tavukçuluğun yeri büyüktür. 43 köyde
toplam 300’ye yakın kümes mevcuttur. Öte yandan Akçakoca’da üretilen kestane
balı dünyanın sayılı balları arasındadır.
Akçakoca
ekonomisinde nakliye ve balıkçılığın katkısı da fazladır. İlçe’ de her zaman
taze balık bulmak mümkündür. Palamut ve hamsi zamanı bol miktarda tutulan
balıklar çevre il ve ilçelere sevk edilmektedir. Akçakoca ekonomisini
canlandırmak işsizliği azaltmak için planlı, programlı bir şekilde doğayı yok
etmeden turizm yatırımlarını arttırmak, fındıktan daha fazla gelir elde
edebilmek için, fındığı işleyecek entegre tesislerinin biran önce kurulması
gerekmektedir.
İlçede
irili ufaklı birçok sanayi kuruluşu mevcuttur. Bunların başında boru sanayi
gelmektedir. İlçede üretilen borular yurt dışına da ihraç edilerek ilçeye ve
ülkeye ekonomik girdi sağlamaktadır.
İlçemizde
bir adet Organize Sanayi bölgesi bulunmakla beraber Akçakoca Demir- Çelik
İhtisas OSB 88,5 hektarlık bir alana sahiptir. OSB henüz istimlak aşamasında
olup OSB içerisinden çeşitli büyüklüklerdeki 34 adet İşletme yer talep
etmektedir.
İlçemizdeki
OSB birçok sanayi sektörünün ana girdisi olan yassı mamul demir çelik ürününün
tek üreticisi ERDEMİR’e yani hammaddeye yakın olmakla beraber yükleme ve
boşaltma konusunda hem sağında Kdz. Ereğli Limanı ve ilerisinde Zonguldak
limanı ile birlikte solunda Karasu Limanı bulunması ile önemli bir konumdadır.
Kdz
Ereğli Limanı, birçok sanayi sektörünün ana girdisi olan yassı mamul demir
çelik ürününün tek üreticisi ERDEMİR ile yanyana olması, 150.000 DW tonluk
gemilerin rahatlıkla yanaşabileceği ERDEMİR limanını kullanabilmesi, Gümrük
Müdürlüğü’nün kurulu olması ve ithalat ve ihracat işlemlerinin rahatlıkla
yapılabilmesi nedeniyle önemli avantajlara sahiptir. Erdemir Limanında Üçüncü
Şahıs Firmalarına tüm liman hizmetleri verilmektedir. 139.000 m2’lik antrepo
sahası mevcut olup; antrepo sahası içerisinde ardiye ve terminal hizmetleri
gerçekleştirilmektedir. Ayrıca 90 ton tartma kapasiteli iki adet ticari kantar
ile tartım hizmeti sunulmaktadır. Ayrıca, İlçemiz Kdz.Ereğli Limanına 43.Km.
uzaklıktadır.
Zonguldak
Limanı Taş Kömürü Kurumu ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılanmış olmakla
beraber, TTK yönetimi liman işletmeciliği bakış açısı ile limanı diğer kamu ve
özel kurumların kullanımına hazır bulundurmaktadır. İşletme bir kamu iktisadi
teşebbüsü olan TTK tarafından yürütüldüğünden liman idare tipine göre kamu
limanı olarak nitelenmektedir. Liman toplam iskele uzunluğu 1050 m, toplam
liman sahası 400.000 m2 dir. Liman Zonguldak gümrüğüne bağlı olarak giriş/çıkış
kapısı olarak hizmet vermektedir. Genel operasyonel yapılanması incelendiğinde;
limanda ana faaliyetin kömür ihracatı olarak planlandığı görülmektedir. Toplam
1050 metre iskelenin 510 metresi genel kargo ve kömür operasyonuna ayrılmıştır.
Günümüzde ise limanda yürütülen kömür operasyonunun; Karabük Demir Çelik
fabrikasının ihtiyacı olan kömürün ithali, liman içinde depolanması ve
fabrikaya sevkiyatı şeklinde yürüdüğü söylenebilir. Limandaki Ro-Ro
hareketliliğinin artışı ile adı geçen 510 metrelik ana iskelenin 150 metrelik
alanı Ro-Ro operasyonu içinde kullanılmakta olduğu görülmektedir. Dolayısı ile
günlük pratik kullanımda 275 metre iskele Ro-Ro faaliyetlerinde kullanılırken,
360 metre iskele kömür ve genel kargo için kullanımdadır. Diğer taraftan
demiryolu aktarma imkânı olan 210 metre lik iskele özellikle ağır yüklerin
aktarmasına imkân verecek şekilde iki adet ağır vinçe sahiptir. Demiryolu
bağlantılı iskelenin devamında inşa edilen demiryolu Ro-Ro yanaşma iskelesi
toplam 200 metre yanaşma imkânı sunmaktadır. İlçemize Zonguldak Limanına 87 Km.
uzaklıktadır.
Karasu
Limanı zengin ekipman parkı ve hitap ettiği sanayi çeşitliliği doğrultusunda
“Multi-Purpose” özellikte bir liman olan Karasu Limanı’nda Ro-Ro, Genel Kargo,
Dökme Yük, Proje Kargo, Konteyner ve Yolcu hizmetleri verilmektedir. Genel
kargo elleçleme kapasitesi 6.000.000 ton/yıl, konteyner kapasitesi 150.000
ton/yıl, Ro-ro kapasitesi 110.000 adet-arç/yıl olup İlçemize 45 km lik
mesafededir.
İlçemiz
yüksek eğitim alanında ise Düzce Üniversitesi Akçakoca Yerleşkesi içerisinde
Akçakoca Meslek Yüksekokulu, Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Akçakoca Turizm
İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu bulunmaktadır. Akçakoca Siyasal Bilgiler
Fakültesinde; Uluslararası İlişkiler, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, İktisat,
Akçakoca Meslek Yüksek Okulu’nda İşletme Yönetimi, Muhasebe ve Vergi
Uygulamaları, Turizm ve Otel İşletmeciliği, Dış Ticaret, Gıda Teknolojileri,
Bilgisayar Programcılığı, Adalet bölümleri olmak üzere eğitim ve öğretim
verilmektedir.
İlçe’deki
Meslek Liseleri Akçakoca Otelcilik Ve Turizm Meslek Lisesi, Akçakoca Teknik Ve
Endüstri Meslek Lisesi, Akçakoca Ticaret Meslek Lisesi, Akçakoca Anadolu
Öğretmen Lisesi, Kız Teknik ve Meslek Lisesi’dir.
İlçede Akçakoca Sanayi Sitesi ve Akçakoca Yeni Sanayi Sitesi olmak üzere iki adet küçük sanayi sitesi bulunmaktadır. Bu iki sanayi sitesinde toplam 115 işyeri bulunurken dolu işleri sayısı ise 110’dur. Ortalama doluluk oranı %95’in üzerindedir.
Güncel haberler, duyurular ve ihalelerden anında haberdar ol
E-Bültene kaydolarak odamız tarafından hazırlanan bültenlerinden haberdar olabilirsiniz.